Atatürk'ün Evi

Yunanistan’da marjinal siyasetçilerin başında gelen bir adam var.

Makis Voridis diye biri.

Adam gerçekten marjinal. Hep nifak tohumları ekiyor. Sürekli kışkırtıcılık yapıyor. Yunan iç siyasetinin trolü. Pek dikkate alınacak biri değil yani...

Ama ben dikkate alıyorum.

Çünkü adam, aynı zamanda Yunanistan’ın koalisyon hükümetinde!

“Tarım bakanı” olarak görev yapıyor.

O kadar da marjinal değil yani.

*

İşte bu adam, Ayasofya’nın ibadete açılmasına karşılık olarak...

Atatürk’ün Selanik’teki evinin “Pontus Rus ya da Helenizm soykırım müzesi” haline getirilmesi teklifinin üstüne atlamış.

“Çok iyi bir teklif” demiş.

Yani Atatürk’ün evinin “soykırım müzesi” yapılmasını istemiş.

*

A be alçak!

Atatürk’ün evinden ne istiyorsun?

*

İlle de Ayasofya’ya misilleme yapmak istiyorsan...

Mesela...

Atina’daki bir Osmanlı camisini kiliseye dönüştürebilirsin.

Ama bunu yapamazsınız ki!

Çünkü bunu yapabilmek için...

Atina’da ibadete açık bir tanecik olsun Osmanlı camisinin bulunması lazım. Bir tanecik caminin bulunması lazım.

Yok ki!

Bırakmadınız ki!

Açmıyorsunuz ki!

*

Sen önce barbarlıktan vazgeçip...

Yunanistan’da Osmanlı’dan kalma bir camiyi ibadete aç...

Sonra “Ayasofya’ya misilleme” diye kiliseye çevirmeyi falan düşünürsün.


HİÇ HOŞLANMADIĞIM AYASOFYA TUTUMLARI

- Mırın kırın ederek bir türlü konuya girememeler...

- Erdoğan’a yaramasın diye izlenen taktikler...

- İtiraz edecekken bir anda vazgeçmeler...

- Bir türlü net fikri ortaya koyamayan yaklaşımlar...

NE OLDU ONLARA?

“AYASOFYA’nın şu kadar müze geliri var. O gelirden asla vazgeçemezler” diyenler vardı.

*

Ne oldu onlara?


‘ULAN’ GÖTÜRÜR

VİDEOYU izledim. Jakuzide bir adam. Fakir aşağılaması yapıyor. “Ulan fakirler” falan diye güya espri yapıyor. Şanlıurfa AK Parti Gençlik Kolları Başkanı imiş delikanlı... Tam AK Parti’nin bu şahsı derhal görevden almasını isteyecektim ki... Gerek kalmadı, çünkü şahıs bastı istifayı.

Konya’nın Ilgın Kaymakamı da bir vatandaşa “Terbiyesizlik yapma ulan” demiş. Tam onu da yazacaktım ki... O kaymakamın da valilik emrine alındığını öğrendim.

Kıssadan hisse: Cıs bir şeydir “ulan”, adamı götürür.



FOTOĞRAF FİLTRESİ DÜŞMANLIĞI

TÜRLÜ çeşitli programlar çıkmış, filtreler varmış. Bu yüzden sosyal medyada herkes güzel çıkıyormuş.

Son günlerin en moda şikâyeti bu.

*

Bu tür mırmırlara acayip kıl oluyorum.

Ve kendimi saydırmaktan alamıyorum:

*

Sana ne kardeşim, sana ne? İstediği filtreyi kullanır, istediği kadar güzelleşir. Keyfinin kâhyası mısın? Sana mı hesap verecek sosyal medyada güzelleşiyor diye? Yasa mı var filtre kullanımına karşı? Hakikisiyle fotoğrafı arasında alaka olsa ne olacak, olmasa ne olacak? Derdi tasası sana mı düştü?


ABDÜLLATİF ŞENER’İN MUHALİFLERE KÖTÜLÜĞÜ

ESKİ AK Partili, yeni CHP’li Abdüllatif Şener, şöyle demiş:

*

“AK Parti, hayal edemeyeceği bir oy kaybı yaşayacak.”

*

Bu tür atmasyon sözler, muhaliflere yapılan en büyük kötülüktür.

*

Şöyle ki:

Bu tür sözlerden etkilenip çok büyük bir beklenti içine giren muhalifler, sonucun böyle olmamasıyla karşılaşınca...

Hayata küsüyorlar, kendilerini çok kötü hissediyorlar, acayip bir yenilmişlik içine giriyorlar, bir daha asla başaramayacaklarmış gibi bir hisse kapılıyorlar, hayal kırıklığının zirvesine çıkıyorlar.

*

İnsanların psikolojileriyle oynamaya hakkınız yok Abdüllatif Şener. Hiç değilse “Umut ederim ki...” falan diye bir kayıt koyun cümlenizin başınıza.
KUSURA BAKILMASIN AMA

- Trump’ın yeğeninin yazdığı kitap, benim gözümde Kemal Kılıçdaroğlu’nun kardeşinin Kemal Bey aleyhinde söylediği sözler gibidir.

- “Kılıç hakkı” sözünden pek hazzetmiyorum.

- Özür dileyen bir insanın üzerine gitmek, delikanlıca bir tutum gibi gelmiyor bana.

- Maske takmamayı marifet sananlarla arkadaşlığımı bile sonlandırabilirim.

- Gökkuşağı renklerinin göründüğü her yerde bir hinlik aramanın abesle iştigal olduğu kanaatindeyim.

- Filmlerde bir anlatıcının olması, fena halde canımı sıkıyor.

- Pandemi bittikten sonra da tokalaşmak ve öpüşmek âdetimizi biraz azaltırız diye umut etmek istiyorum.


NE BU TRİPLER?

MAGAZİN muhabirleriyle karşılaşan bilhassa erkek oyuncuların içine girdiği bir trip var. “Böyle soru mu olur? Bir rahat bırakın bizi! Burada da mı siz?” falan cümleleriyle ortaya konan bir trip.

*

Bilhassa erkek oyuncuların tripli davranışlarını gösteren videoları izliyorum:

Magazin muhabirlerini görür görmez yüzler buruşuyor. Bir can sıkıntısı kaplıyor her taraflarını... Havaya girmeler... Kasmalar...

*

İddialı konuşmayı sevmem ama bu konuda iddialı konuşacağım:

*

Magazin muhabiri arkadaşlarımız, çok değil, sadece üç gün... Bunların yanına gitmeye tenezzül etmeseler...

Bu tripçi tiplerin gözleri, “Nerede bunlar ya... Unutulduk mu ya...” falan diye tirim tirim magazinci arkadaşlarımızı arar.